Featured Post

Showing posts with label resimli hikaye. Show all posts
Showing posts with label resimli hikaye. Show all posts

11 January 2016

Zihin Haritaları İle Açıl Susam Açıl!

Yıllar önce bir arkadaşımla iş üzerine konuşurken, 2 dakika içinde; önüme yapabileceğim iş fikirlerini sıralayıvermişti. Çok da artistik bir şekilde; oklarla şekillerle, bir sayfada gösterivermişti yapabileceklerimi. Kafamda büyüttüğüm herşeyi, pıt pıt gözümün önüne bir sayfada koyuvermesi, beni hem şaşırtmış hem de rahatlatmıştı. Sonuçta atla deve değildi kafamda büyüttüklerim...O büyük resmi bir çırpıda görmek, bana iyi gelmişti...

Tabi o sıra, bu yaptığının "Zihin Haritası oluşturmak" olduğunu anlamamıştım. (Sormamıştım da:) Bu sihirbazlık işinin Zihin Haritaları'yla ilgili olduğunu, başka bir arkadaşımın eğitimine gittiğimde öğrendim. Arkadaşım konuyla ilgili bir kitap tavsiye etti. Kitabı okuduğumda, gizli şifreyi çözmüşüm gibi hissettim;) 

Çağımızda herşey insanlara o kadar komplike bir şekilde veriliyor ki; 10 milyon kitap okumadan, 100 milyon eğitime gitmeden bazı şeyleri anlamamız mümkün değilmiş gibi bir his yaratılmaya çalışılıyor sanki üzerimizde. Halbuki bazen sayısız kitap okusak da, birşeyleri çözemiyoruz, bazen de bir kitap okumak, o şeyi anlamak için yeterli olabiliyor...

Hastasıyım bu başlıkların;)
Tony Buzan'ın kitabı da böyle bir kitap oldu benim için...Kitabı "bağlantılı düşünebilme becerimizi" bize hatırlattığı ve yaratıcılığı yüreklendirdiği için sevdim. Ama kitap, okur okumaz hayatınızı değiştirmiyor, baştan söyleyeyim;) 

Tony Amca diyor ki; "İnsan beyni, araç çubukları veya menü listeleri aracılığıyla değil, sinir sistemi gibi doğal bir sistemle çalışır. İyi çalışabilmesi için; doğal, organik akışı yansıtan araçlara ihtiyacı vardır. Bu araç "Zihin Haritası"dır. Zihin Haritası, tek boyutludan çift boyutluya, çok boyutlu düşünmeye doğru atılan önemli bir adımdır."

"Beynin İsviçre çakısı" olarak tanımlıyor Zihin Haritası'nı. Gözünüzde, açıldıkça açılan bir İsviçre çakısı canlandı mı? Canlanmadıysa, görselini de koyuverdim işinizi kolaylaştırmak için...İşte zihnimizde de birçok düşünce birbirine bağlı ve yeni çağrışımlarla yeni açılımlar ortaya çıkartabiliyoruz. Bu çağrışımlarda da, kullandığımız kelimelerin ve görsellerin rolü büyük!

Okulda, günlük hayatta ve iş hayatında, kafanızı kurcalayan her türlü durum için Zihin Haritaları işinize yarayabilir. 

Peki Zihin Haritası nasıl yapılır? 

En özet haliyle;
  
1-Bir hedef konu seçiyorsun kendine. Ve bu konuyu bir resim ile ifade ediyorsun. 
2-Merkezdeki resimden aklına gelen serbest çağrışımlarla çeşitli dallar çıkarıyorsun. Çıkardığın bu ana dallara; anahtar kelime veya görsellerini koyuyorsun. (Ana dallardaki kelimeleri büyük harfle yazmakta fayda var.)
3-Ana dallardan gene serbest çağrışımlarla ara dallar çıkarıyorsun, onları da anahtar kelime veya görsellerle ifade ediyorsun.

Harita bittiğinde, "Neredeydik, nerelere geldik?-Nil Burak" şarkısını söylüyorsun;) (Kafa böyle birşey işte, beyin nerelerden ne bağlantı kuruyor, anlamak mümkün değil, en iyisi mi kendisini serbest bırakalım...Neyse konuyu dağıtmayayım:)

Bu haritalamada; farklı renkler, çeşitli kalınlıkta kalemler kullanmak, kendinize özgü işaretlerle kodlamalar yapmak(***) istenen şeyler... Çünkü beynimizin renklere ve resimlere verdiği tepkiler daha fazla oluyormuş. (Sanırım prefrontal korteksimiz devreye giriyor bu aşamada;)
Bir de dallar arasındaki bağlantıları çizerken, aman diyim dalların bağlantısını koparmayın, nöronlarımızın ara bağlantılarının kopması gibi birşey bu! O bağlantıları kolay mı kurduk, hatta sizin için daha fazla önemli olan dallar varsa, onları kalınlaştırarak da çizebilirsiniz... Aklınıza gelen ama saçma olduğunu düşündüğünüz dalları da kırmayın, boşa gelmemiştir o çağrışım size, kalsın, gerekirse sonra budarsınız...

Zihin Haritaları hangi alanlarda işime yaradı?

ZH ile haftalık plan yapmak, beni disipline etti...
Normalde kafası dağınık bir insanımdır ancak bu haritaların, disipline olmamda etkisinin oldukça yüksek olduğunu söyleyebilirim. Bir kere, iki seneden beri; her hafta, haftalık plan yapıyorum. Bir sayfada; o hafta yapmam gerekenleri, planladıklarımı, yapmak istediklerimi net olarak görebiliyorum. Birşeyler yazıp çizdikçe, aklıma başka birşeyler daha geliyor. Sadece iş için değil, genel hayat planı. Zaten iş-özel diye bir ayrımı hiçbir zaman anlayamadım. Hepsi senin hayatın işte...Birbirinden bağımsız değil...Düzenli zihin haritası yaptıkça, neleri gerçekten yaptığımı, neleri aylarca salladığımı görüyorum. Önceliklerimi, zorunluluklarımı ve zamanımı planlamayı öğreniyorum.

ZH ile sunum ve eğitim taslakları hazırladım...
Sadece haftalık plan için değil, bir sunum veya bir eğitim hazırlayacaksam da haritalar faydalı oluyor. En azından ben faydasını gördüm. Şekillerle, farklı renk ve kelimelerle oluşturulmuş tek sayfalık taslakta; neyi, hangi sırada anlatacağını hatırlamak daha kolay. 

Zihni özgür bırakınca; gerisi geliyor, hediye fikri de, blog yazı fikri de...
Bu işin herhalde en sevdiğim yanı, beyinden gelen çağrışımlara kendini bırakma kısmı...Zihni zorlamadan, zihnin akışını takip etmek... 
Hepimizin doğal olarak yaptığı düşünme faaliyetini kağıda dökünce, dervişin fikri neyse zikri de ortaya çıkıyor:) Arkadaşlarıma hediye düşünürken bile, bu haritadan yararlandığım oluyor. Bazen blog yazısı hazırlamadan önce, aklıma gelen kelimeleri not alıp haritalandırıveriyorum. Konu konuyu açıyor...

Neyse çok anlattım, bu iş anlatılmaz, çizilir aslında;) 2 sene önce, Defne'nin "mutluluk ve mutsuzluk" ile ilgili yaptığı iki zihin haritasını, Defne'nin iznini alarak, sizlerle paylaşıyorum. 

Annenin ev işi, babanın gıcıklık yapmasından
mutluluk duyan bir çocuğumuz varmış:)
Çocuklar herşeyi görür, görmediklerini sandığımızda bile...
Haydi, zihniniz açık olsun...




22 August 2014

Çocuklar İçin Aktivite Önerileri...

Defne'nin, yazın keyif alarak yaptığı bazı aktiviteleri, ilgisini çeken bazı kitapları bu yazıda toparlamak istedim. Bu yazı, özellikle 6-10 yaş aralığında çocuğunuz varsa, ilginizi çekebilir...

1-Çocuklar İçin Çizim Teknikleri
Resim yapma konusunda çok yeteneksizim. Ancak bu kitap sayesinde, en yeteneksiz olanlar bile rahatlıkla ve keyifle resim yapabilir:) Çok basit bir dille ve teknikle resim yapmayı öğretiyor. Defne, figürleri severek çiziyor.

2-Ünlü Ressamlardan Sanat Dersleri
Picasso, Van Gogh, Degas, Matisse, Monet, Leonardo'nun resimli hikayelerinde, hem çaktırmadan ünlü ressamlar hakkında bilgi veriliyor hem de çocukta resim yapma isteği uyandırılıyor. Defne, Van Gogh'tan esinlenerek birkaç portre, Degas'tan esinlenerek bir heykel yaptı. Tabi kendi sanatçı özgünlüğünü kullanarak...;)
Model kim dersiniz?


Soldaki ben!, Sağdaki teyzesi
Ad: Angelina, Soyad: Lima, Yaş: 18, Doğum: 1996 1 Şubat
Cins: Kız, Anne: Andrea Baba: Messi (Dünya kupasının etkisi;)
3-Mitoloji İle Eğlenmek
Yazın, Arkeoloji Müzesi'ne gitmenizi hararetle tavsiye ederim. Sıcaklarda, Arkeoloji Müzesi hararetinizi alır. Sakin ortamda müzeyi gezdikten sonra, müzenin Gülhane Parkı'na bakan nefis bahçesinde, ağaçlar altında biraz soluklanmak gibisi var mı?
Müze içinde çocuklarla ciddi ciddi gezmek zor, o yüzden müzeyi gezerken biz de çocuklarla "en çok etkilendiğin heykel hangisi? oyununu oynadık. Birinciliği "Okyanus Tanrısı" aldı görkemli duruşuyla... Kafada birşeyler kalmış olmalı ki, sonrasında aldığım mitoloji kitabına oldukça ilgi gösterdi Defne. Çocuklar, mitolojik hikayeleri masal tadında okuyabilir gibi geldi bana...

Gülhane kapısından Arkeoloji Müzesine mesafe çok kısa ama çocuklar için bu servis keyifli oldu:)
Şu müzenin heybetine bakınız!
Saygılar Oceanus!
Ulu ağaçlar, size de saygılar!

4-Ev işleri: Ev işlerinden daha gerçekçi aktivite olamaz. Hayattaki etkisini hemen görürsünüz:) Bu yaşlarda da herşeyi yapabiliyorlar zaten. Yaptıkça da, daha fazlasını yapmaya hevesleniyorlar, benden söylemesi...

5-Kum'da Hikaye: Bu sene, Jung'un kum terapisi eğitimini almıştım. Eğitimde; anlatmak istediğimiz hikayeyi, çeşitli karakterlerle kumda canlandırıyor ve sonrasında bu hikayeyi analiz ediyorduk. Eğitimi sevince, Defne'nin de evdeki legolarla bu çalışmayı oyun gibi oynayabileceğini düşündüm. Yanılmamışım. Kumda evcilik! Güzel hikayeler çıkıyor ortaya. Arkadaşlarıyla da keyifle oynuyor.



6-Okuduğu kitaplar: Yazın, Defne'nin kitap okumaya çok çok hevesli olduğunu söyleyemeyeceğim üzülerek ve bu durumu kabul ederek...Heidi, Pıtırcık, Alev Saçlı Çocuk, Oğlanlar ve Kızlar,  İyi ve Kötü gibi kitapları okudu. Ara ara İngilizce kitaplar karıştırdı. Vader's Little Princess en kıymetlimisss!


7-Birlikte okuduğumuz kitaplar: Şimdiki Çocuklar Harika (Aziz Nesin'in zamanında kahkahalarla okuduğum kitabı...Bugünlerde kitabı okurken, Defne'nin kahkahalarını duymak da bana çok keyif veriyor.)
Ondan önce de Fedor Amca. (Cem Yayınları'ndan çıkan eski baskısı ve çizimleri nefis ancak sanırım artık Cem Yayınevi'nden çıkmıyor. ). Ben bu kitabı çocukken değil, gençken okumuş ve çok eğlenmiştim. Defne de koptu zaman zaman kitabı okurken...

Bu ülkeden Aziz Nesin gibi yazarlar çıkabilmiş ya, buna da şükür!
Bu baskısını bulamazsanız da, dert etmeyin, alın kitabı, pişman olmazsınız...
8-Kendi uydurduğu hikayelerden biri: Küba Tatili
Çocukların sıkılmasını çok sağlıklı buluyorum. Sıkıldıkları zaman,  çocukların Tv ve I-pad taleplerine sıkı durmayı başarırsanız, ortaya çok güzel şeyler çıkarabiliyorlar...




Toparlama yazı yazmak zormuş! Biraz dallanıp budaklandı sanki yazı ama idare edin artık:) Kısa kısa, daha sık yazsam daha iyi gelecek bünyeye...Hadi görüşmek üzere, esen kalın...

30 October 2013

Başka bir annem olsa ne olurdu?

Sen misin havalara girip basket oynamaya kalkan? Hala geçmedi dizimin ağrısı. Hangi tanıdığımla konuşsam, "diz ihmale gelmez!" dedi. Tırsa tırsa doktora gittim dün.
"İyice dinleneceksiniz, bu ilaçları da alın, cumaya kontrol edeceğim, geçmezse, MR"
 "Ya hemen de MR diyorsunuz!"
 "Bakın hemen MR demiyorum" dedi. Uzatmayına getirdi konuyu. Ben de MR çektirmeden, konu büyümeden iyileşmek için, evde mütemadiyen dizlerimi uzatıyorum. Hemen geçsin istedikçe, geçmiyor meret. Önce ağrının varlığını kabul etmek gerekiyor sanırım. Tamam kabul ettim!
*
Bir taraftan da, evde oturmak çok iyi geldi. Ne zamandan beri, Defne'nin resimlerini düzenlemek istiyordum. Bacaklarımı pufa uzatıp oturdum koltuğa, miniklikten beri yaptığı tüm resimlerine baktım, kimilerini eledim, kimilerini özenle dosyaya yerleştirdim.
Defne resimli hikaye yapar ara ara. Ben resimlerine bakarken, arada zımbalı boş bir kitapçık buldum. "Bak tam resimli hikaye yapmaya uygun kağıtlar, ister misin?" dedim. "Aaa dur yapayım" dedi. Ve yaptı:)
*
Sözü çok uzatmadan ona devrediyorum:)
Kapak Resmi
Hikayenin adı: Başka bir annem olsa ne olurdu?
Kırlarda gece lambası ve komodin:)

İyi cevap vermişim:)

"Defne'nin soruları ona zor gelmişti..."
Halaa gülüyorum...:)))


08 March 2012

defne'nin dünyası...

Defne'nin hayalindeki mesleklerimiz:) 
annem şarkıcı, babam kovboy
ben de veteriner:)

Defne babasını muhtemelen Red Kit'le özdeşleştirerek, ona kovboyluk payesi verdi. Beni kimle özdeşleştirdi bilemedim ama sormadım da:) Küçükken ben de şarkıcı olmak isterdim. Kızım da öyle görmek istemiş beni, hoşuma gitti, bu sesle beni şarkıcı yapacak tek kişi de Defne'dir zaten:)
Defne ne kadar hayvanları sevse de, kedi köpeğe yaklaşmaktan oldukça korkar, "bu korkusunu yenmek için mi veteriner olmaya karar verdi acep?" diye düşünmeden edemedim, tabi onu da sormadım:) Sormak istemedim. Resimler bu haliyle kalsın istedim.


Hepinize iyi geceler...

16 December 2011

kutup ayısının hikayesi...

Bugün Yasmin'e uğradım iş çıkışı. Yorgunduk ikimiz de ama çok iyi geldi bana görüşmek. İnsanın, yıllar içinde birlikte büyüyebildiği dostlarının olması çok güsel ve kıymetli birşey...
*
Eve geldiğimde ise, Defne'nin bir sürpriziyle karşılaştım. Defne, babasıyla bir hikaye yazmış benim için. "Çocuklar için değil, sen yatarken oku diye sana yaptım" dedi. Heyecanla okumaya başladım, çok iyi başladı hikaye ama hikayenin gidişatı hafiften sarsıcı oldu:) Daha önceleri olsa, "ay nerede hata yaptım acaba" diye küçük çaplı bir karaları bağlama durumuna geçerdim. Şimdiyse, daha çok gülüyorum Defne'nin yaratıcı hikayeciliğine...

Resimli hikayenin resimleri ve senaryosu Defne'ye, yazımı Mit'e ait.
Fotoğraflarını çektim resimlerin, yazılanlar okunmadığı için, buraya metinlerini yazıyorum:
1.sayfa
(Hikayenin başlangıç cümlesini Mit yazmış, devamını Defne getirmiş.)


Bu kutup ayısı, küresel ısınmadan dolayı buzulun üzerinde kalakalmış. 
Başka bir buzula atlaması için uzun uzun yüzmesi gerek.




2.sayfa
Kutup ayısı 2 penguen görmüş. 
Penguenler demiş ki; "kaç yaşındasın?"
 "2" demiş kutup ayısı. 
Penguenler, "ne komik biz senden daha büyüğüz" diye alay etmeye başlamışlar. 
Kutup ayısı bu sözleri duyunca, yanlarından gitmiş. Yüzüp kaçmaya başlamış. 
Ardından bir kayalığa ulaşmış. Birazdan "ben nerdeyim böyle" demiş. Mısır'daymış. Mısır o kadar sıcakmış ki, içinden uyumak geliyormuş.

3.sayfa
Derken plajlanma yeri görmüş. 
Zaten öğlen, bir yüzüp geleyim dedi. (mış'lı geçmişten di'li geçmişe geçmek istemiş Defne)
Bir kaplumbağa gördü. Kaplumbağa ile tanışmak istemedi. 
Penguenlerin alay ettiği gibi, kaplumbağanın da alay etmesini istemiyordu.



4.sayfa
Bir ayak izi gördü. Kime ait olduğunu merak etti. Acaba tehlikeli bir hayvan mı diye düşünmeye başladı.
Ayak izi onu yuvasına götürdü. Kutup ayısı evine döndüğü için neşeyle sıçradı. 
Bir daha asla evinden çıkmaya cesaret etmeyecekti. Annesinin dediklerini yapacaktı.



Tabi ilk okuduğumda nasıl tepki vereceğimi bilemedim. İster istemez öğreten anne kıvamına girerek bir sürü soru sordum: "Çok güselmiş Defne ama kutup ayısına üzüldüm. Penguenler gibi olur korkusuyla kaplumbağa ile tanışma fırsatını kaçırmış, belki çok iyi arkadaş olacaklardı. Hem kutup ayısının küçük olması kötü birşey mi? Evinden çıkmaya cesaret edemezse, nasıl yeni arkadaşları olacak? Annesi katı birisi miymiş?"

Defne'nin cevabı ise çok kısa ve net oldu: "Anne bu hikaye, herşey iyi olsaydı, hikaye olmazdı. "

Güldüm ve sarılıp öptüm kızımı:)

İşte bu kadar Füs, Defne'ye öğretici binbir laf anlatacağına, onun her sözünden birşey çıkaracağına, hikayeni oku ve güselce uyu:)

5. Anlaşma, başka bir güne kaldı...

Hadi iyi geceler...


30 November 2011

defne'nin hediyesi

o kadar zaman bloga girmezsen, şifren bile unutulur gider işte füs...şifreyi yenileyene kadar göbeğim çatladı!
oysa ki sadece, defne'nin dayıma ve meloş'a hediye ettiği resmi koyacaktım bloga...
defne geçenlerde ilk defa meloşlar'da yatılı olarak kalacaktı, çok heyecanlıydı, onlara bir resim yapacağım dedi ve bu resmi yapıverdi.
çok söze gerek yok, resmin bir yanında elele tutuşmuş dayım ve meloş, diğer yanında mutlu ve huzurlu defne var, çiçek filan da götürdüğümüz yoktu dayımlara ama öyle çizmek istemiş:) özellikle yüz ifadeleri çok hoşuma gitti...


normalde "I love" yerine "love I"'ı tercih ediyor defne, netekim resmi koyduğu zarfta kendi tarzına dönmüş:)